17 Ocak 2014 Cuma

Erkek Çocuğu

Evet artık bizim de bir kahramanımız var. Bu şekilde aklımdakileri daha kolay yazıya dökecebileceğim.

O; bir erkek...
Onun siki var!
Onun ismi, Tibet olsun amk.

Ama 4.sınıfta o olaydan sonra özgüveni yerlerdeydi.
O olaydan sonra hayat ona ilk Osmanlı tokadını vurmuştu.. Yerlerdeydi, çünkü artık her dediğine eyvallah çekilmiyordu. Hayatının ilerde mahvolacağının ilk sinyalini almıştı.

Daha ne olsun, bir kıza aşık olmuştu; belli etmiş, yaklaşmaya çalışmış ve reddedilmişti..
Sadece reddedilmemişti üstelik...
Kevaşe Türk kızı onu 'örtmenine' şikayet etmişti. 

O akşam kendini artık özel hissetmiyordu. Özgüven dolu değildi..
O daha çocuktu lan, yatağına yatıp yorganını üzerine çekmiş ağlıyordu.
Tuttuğu takım olan Fenerbahçe'nin başkanı Aziz Yıldırım'ın peltek konuştuğunu arkadaşlarının onunla dalga geçerek haberdar etmesiyle bu kadar hayrete düşmemişti.
Babasından ona akülü araba almasını istediğinde ve babası ona 'Sen artık koca adam oldun oğlum, ne akülü arabası' diyerek kibarca reddettiğinde bu kadar üzülmemişti.
Ve en derinlerinde; PKK'nın Türk askerlerini şehit ettiğini öğrendiğinde duyduğu çocuksu nefret bile bu boyutta değildi.
En kötüsü de korku ve utangaçlık da artık baş göstermişti.

Her erkek çocuk benzer travmalar yaşamamış mıdır zaten?

Ama ama ama... Tibet şimdi 26 yaşında ve hepinizden üstün..

Geçmişte yaşadığı bu olayları şimdi arkadaş ortamında herkes onu pür dikkat dinlerken; gülerek,önemsiz bir olaymış gibi anlatıyor.

Herneyse, onu tanıttığıma göre artık mikrofonu ona uzatabilirim..
Not: Mikrofonu ona uzatmam ortamı benim yerime onun domine ettiğini göstermez tabi.

Toplum

Doğdun...

Anan baban mutluluktan havaya uçtular, sülalenin küçük bir kısmı doğuşunu kıskandı; büyük kısmıysa sevindi.
Doğum kısmın benim sikimde değil, ben doğuşundan bir süre sonraki kısımdan başlayarak, olaylara psikolojik yaklaşacağım.

Nerde kalmıştık...

Eğer erkeksen; ailen 'özel' hissetmen için götünü yırttı.
Bir dişiysen; çoğunlukla baskıya maruz kaldın. Ailen sana sevgiyle yaklaşsa bile toplum sana baskı uyguladı...

Evet daha çocukluktan bahsediyoruz.

Erkeksin, soyun devamını sağlayacaksın. İçten içe buna en çok baban seviniyor.. Daha dışarıya açılmamışsın; evdesin ve 'Kral Arthur' muamelesi görüyorsun.. En azından dişiye göre..
Biraz daha büyüyorsun, dışarda top oynamaya filan başlıyorsun.
En büyük sorunun "Anne ben saymaca yapmayı bilmediğim için arkadaşlarım benimle dalga geçtiler ühü ühü ühü." idi.

Hayatın o zamanlara, bugünden bakarsak mükemmel..

Ama ya şimdi?

Hayatının boka sarmasının iki büyük nedeni var: Dişiler ve toplum..

Hangi tarafta olduğumu anladın, biliyorum.

Daha yapboz parçalarını dahi vermedim; o yüzden okuduklarının mantıklı gözükmesini bekleme.

Hayat

Nerden başlasam...

"Hayat ne kadar boktan amk" diyorsun bazen değil mi?
Tam mutlu olacakken, güllük gülistanlık bir hayatının olduğunu düşünürken, herhangi bir sebepten içine kurt düşer.. Derdin oluşur. 'Bu olaydan sonra terk mi edecek acaba?' 'Sikecem o herifin ağzını, omuz atmayacaktı.' 'Hocam Murat silgimi çaldı yeaa' 'Öldük öleceğiz yeğenim, ey gidi günler, Zamanında biz ebenle...'
Doğaldır.
Herkesin başına gelen şey de tam olarak bu.

Burda tecrübelerimi aktarıyorum. "Bin bilsen de, bir bilene danış." İşte tam da bunu yapıyorsun. 

Burayı 'karalama sayfası' olarak görebilirsin.

Ben nerden başlayacağımı karar verirken; sen de ne bileyim, bir çay filan demle... zira başlıyoruz.